Nasıl bir Demokratik Enerji Programı?

Nasıl bir Demokratik Enerji Programı?

Sol Parti ülkenin enerji krizi içine girdiği bir dönemde alternatif bir program sundu. Programda sorunlar tespit edildiği gibi, çözüm yolları da sunuldu.

GÜNCEL 25.03.2022 07:41

Nasıl bir Demokratik Enerji Programı?

Abone Ol google-news

Oktay EVSEN

Sol Parti Enerji Çalışma Grubu, “Demokratik Enerji Programı’nı” kamuoyu ile paylaştı. Çalışma, Sol Parti’nin kamuculuk tartışmaları çerçevesinde yayımladığı broşür dizisinin ikincisi. Partiden yapılan açıklamada program önerisinin kamucu-toplumcu bir enerji programı oluşturmaya yönelik çabaların bir parçası olarak görülmesi gerektiği belirtildi. Metinde ayrıca enerji alanında dünyadaki gelişmelere değinildi. “Enerji krizinden en çok etkilenen ülkelerden biri de Türkiye. Yıllarca yanlış ve yıkıcı politikalarla yönetilemez hale getirilmiş enerji alanı, ekonomisi, siyaseti ve ekolojisi ile bir bütün olarak çöküşe geçen ülkemiz için çözülmeyi bekleyen öncelikli sorunları barındırıyor.

Fosil yakıtlara dayalı, kirli, dışa bağımlı ve özel sektörün kâr hırsına terk edilmiş bir alan olan enerji, kamucu ve toplumcu bir anlayışla, yeniden yapılandırılması gereken alanların başında gelmektedir” şeklinde bir girişle başlayan program metni konuyu şu üç ana eksende değerlendi:

1- Yeniden-kamulaştırma ve kurumları: Programın ruhunu oluşturan ana eksenlerden birini, 1980’li yıllardan bu yana tüm diğer altyapı sektörlerinde olduğu gibi enerji alanında da neoliberal programın ana maddelerinden biri olagelmiş özelleştirme ve serbestleştirme uygulamalarının reddi ve kapsamlı bir yeniden-kamulaştırma programının inşası oluşturuyor. Programın ana omurgasını oluşturan bu kısımda, sosyalist sola karşı aşina olduğumuz “sadece eleştirip, alternatifini sunmama” benzeri eleştirileri de boşa düşürecek bir şekilde, demokratik halk iktidarında kapatılacak ve oluşturulacak/yeniden-oluşturulacak kurumların önerilmiş olması dikkat çekiyor. Burada dikkatle okunması gerektiğine inandığımız ve literatüre değerli bir katkı olarak görülebilecek bir diğer noktayı ise programın içerisinde yeniden-kamulaştırmanın finansmanına dair bazı temel politikaların önerilmiş olması oluşturuyor.

2- Emperyalist bağımlılık zincirinden kopuş: Programın ilki ile kopmaz bir şekilde bağlı olduğu ikinci eksenini ise emperyalist bağımlılık zincirinden kopuş oluşturuyor. Yeniden sıcak biçimlere bürünen emperyalistler arası pazar paylaşım savaşında enerjinin merkezi rolünde olduğu açık bir gerçek. Bununla birlikte yıllarca iklimle ilgili sorunları reddeden, kabul etmeyen sermaye sınıflarının, şimdilerde iklim kaynaklı sorunları çözme iddiasıyla ortalığa dökünmelerine programda ayrı bir başlık açıldı. Sermaye sınıfının kendi krizlerini aşmak, kapitalist yeniden üretim için yeni faaliyet ve kazanç alanları yaratmayı amacıyla gündeme getirdikleri “enerjide yeni düzen, yeşil enerji, yeşil dönüşüm’’ propagandasının güçlü bir dille eleştirilmesi programın dikkate değer bir boyutunu oluşturuyor.

Programın bu boyutuna dair vurgulanması gereken bir diğer konu ise ulusların ve coğrafyaların emperyalist bağımlılık zincirinden kurtulmasının tarım-gıda, kentleşme, ulaşım, teknoloji ve sanayileşme politikalarına etkilerini tartışmadan ciddiye alınabilir bir enerji politikası önermek mümkün olmadığı gerçeğinden hareketle tüm bu alanların da programda çeşitli alt başlıklar halinde değerlendirilmiş olmasıdır.

3- Eko-sosyalizm: Programın ruhuna sinen son ekseni ise tekellerin fosil yakıt üretim ve tüketimini temel alan ve hızla arttıran politikaları sonucu olarak küresel ısıtma başta olmak üzere bir dizi alanda yaşamakta olduğumuz ekolojik yıkımın bir bütün olarak dünya üzerindeki yaşamı tehdit eder bir konuma ulaşmış olduğu gerçeğinden hareketle eko-sosyalist bir perspektif oluşturmuş. Metnin her alt-başlığında fosil yakıtlardan enerji üretiminden tedrici bir terk edişin, uzaklaşmanın programatik olarak önerilmiş olduğunu görebiliyoruz.

Son olarak diyebiliriz ki; “Demokratik Enerji Programı”, metinde ifade edildiği üzere “enerji tedarikinin genel teknik ilkelerinin yanı sıra sınıf mücadelelerinin güç dengeleri ile de bağlantılı olarak, büyük oranda pratiğin içinde şekilleneceği” gerçeğini dikkate alan ve enerjiyi Türkiye toplumunun emperyalist bağımlılık zincirinden kopuşu ve emekçi halkların yararına ekolojik-sosyalist ilkeler çerçevesinde yeniden yapılandırmayı önüne koyan bir metin olarak dikkatle okunmayı, değerlendirilmeyi ve yeni katkılarla zenginleştirilmeyi bekleyen nitelikli bir çalışma.

Günün Önemli Manşetleri

Video haberler için YouTube kanalımıza abone olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.